Nöron Psikiyatri-Panik Atak

İYİ Kİ VARSIN PANİK ATAK!

Yazar: | Etiketler: , , , , , , , , | Yorumlar: 0 | Temmuz 2nd, 2017

Hayır delirmedim, sadece panik atak ve diğer tüm “ruhsal meselelerin bedeni sarsma halleri” ni ayakta alkışlıyorum. Evet, ölecekmiş gibi hissetmek, boğulur gibi olmak, deliriyorum hissi, aldığım nefes ciğerlerime yetmiyor düşüncesi ve diğer tüm halleri çok korkunç yaşayan için, ama bunu yaşamasa hayatını getirdiği hali hiç göremeden gerçek ölümü bekleyecek bir sürü insanın hayatı değişti. Ne güzel ölüm kendini hatırlattı da herkes kendine geldi.

Tabii bir de “Sadece şu ataklardan kurtarın yeter daha bir sürü iş seyahatim var yetişmem gereken, yemek yemeye vaktim yok” diyenler var ki, belli daha anlaşılmamış mesele, beden biraz daha hırpalanacak, kaçışı yok.

Daha acısız öğrenmek isteyenlerle işimiz kolay. Bakalım ilk ne zaman başladı bu belirtiler? Akıldan sürekli hangi düşünceler geçer oldu? Fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlar ne kadar karşılanıyor? Üstü örtülü kalmış ve belki de hiç akla gelmedik anlarda tetiklenen travmalar olabilir mi?? Ailede kimsede benzer rahatsızlıklar var mı? Ve çocukluğun nasıl geçmiş olursa olsun, şimdi kendinin annesi babası olmakta nasıl bir iş çıkarıyorsun?

Ne tesadüf ki; panik ataklardan hayatı alt üst olmuş insanlar hep başkalarına çok iyi yardım edebilen, başkalarının acil durumlarında gayet soğukkanlı olabilen, her dertle koşulan, hep bir çözüm yaratan, hem evi hem işi hem çocukları çok iyi üstlenebilen insanlar. Bir ortak özellik daha var ki bence en önemlisi. Yardım istemek dünyanın en zor işi. Bu çok başarılı insanlar nedendir bilinmez (!) kendilerinin bir ihtiyacı ya da yardım-destek gerektiren herhangi bir durum olduğunda başkasını rahatsız edeceğine ölmeyi tercih edecekler neredeyse. Psikolojik destek istemeye de ancak öleceğine inandığında gelebiliyor işte.

Beyin her zaman iyiliğimiz için çalışıyor. Panik atak varsa ortada demek ki bugüne kadar ters giden bir şeyler olmuş ve beyin artık isyan etmekte. Bir çocuk annesine doğal bir ihtiyacı için seslendiğinde, her zaman bir şeylerle meşgul olan anne, çocuk elli kere seslenince dönüp bakıyorsa, o çocuk olur olmaz sebeplerle her an her yerde ağlama krizleriyle işini halletmeye başlar. Tabii ki her seslenmeye anında cevap verilemeyeceği hayatın gerçeği ama dönüp kısa bir açıklama ile bekleme süresi belirlenebilir. Beden de aynı şekilde çalışır. Çok düzenli çalışan sistemimizi koşturmacalar içinde bozduğumuzda bir şekilde bize kendini duyuracak bir yol bulur kendine.

“Ölüyorum” dan dönüp gelen herkesin yapması gerekenler vardır artık, sebep kalp krizi de olsa, panik atak da olsa fark etmez. Ama önce dönebilmek lazım tabii.

Şimdi düşün ki çocuğun ya da en sevdiğin arkadaşın ölüyorum diyor; karşısına geçip “evet galiba ölüyorsun, çünkü geçen gün bir arkadaş öldü o da senin yaşındaydı” der misin?

İlk kural önce bedeni rahatlatmak, nefesi kolaylaştırmak. (Can başka bir yerden çıkmıyor çünkü.) İçinden kesin ölüyorum diye tekrarlamak değil. Bunu denemekte ısrarcı olanlar acil servis kapılarından geri çevrilir oldu artık. Unutmamak gereken bir şey var; özellikle bu dertten muzdarip insanın yakınlarını ilgilendiren. Panik atak sırasında kişi nefes alamadığını zannetmiyor, bedendeki ani değişimler (beynin tehlike sinyali alıp bedeni acil durum pozisyonuna alması) sonucu fiziksel olarak gerçek bir zorlanma yaşıyor. Ortada bir neden göremediği için de bunu ölüm ya da delirme olarak algılıyor. Bu yüzden her yerde önce nefes egzersizleri anlatılıyor. Nefes düzelince beden kendine gelir. Hızlı ve kesik nefeslerin, uzun ve sakin nefeslere dönmesi bedeni normale döndürür.

Öncelikle ataklar sırasında kontrol sağlama çalışılır ki, kişinin atak korkusu aşılıp asıl meselelere geçilebilsin. Önemli olan perdenin arkasındakiler her zamanki gibi. Yani metroya binmek ya da kampa gitmek başlatmadı o atakları, metrodan kaçmak da değil çözümü. En derinde güvende hissetme hali nerede bozulduysa, orada başladı. Oraya yapılabilecek çok şey var artık. Bütün terapi yöntemleri bunun için. Yaralar onarılır hayat devam eder ama ömürlük huzur isteyenle biraz daha uğraşırız.

Kendi kendinin elinden tutmayı, kendinle omuz omuza durmayı, olabilecek en iyi ana babalığı kendine uygulamayı keşfetmeye başlarız birlikte.

İşte bu yüzden ellerine sağlık panik atak! Sen olmasan bu güzelim insan, herkes kadar kendisinin de insan olduğunu, ilgi, sevgi, şefkat, destek, güven gibi ihtiyaçları olduğunu fark etmeyecek. Bunları kendisine nasıl sağlayabileceğini bilemeden, başkalarının kolaylaştırıcısı olarak bitirecek hayatını. İyi ki geldin!

<em>Uzm. Psk. Tuba İnce</em>