Nöron Psikiyatri-Mevsimler ve Ruh Halimiz

MEVSİMLER ve RUH HALİMİZ

Yazar: | Etiketler: , , , , , , , , , , | Yorumlar: 0 | Haziran 14th, 2017

…oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar

Attila İlhan

Mevsimlerin insanın ruh hali üzerine etkisi herkesçe bilinen bir gerçektir. Mevsimlerin hastalıkları etkileyebilecekleri düşüncesi; hastalıkları doğuran, esas olarak mevsimlerdeki değişikliklerdir diyen Hipokrat’a kadar uzanmaktadır.

Peki, durum gerçekten böyle mi?
Edebi metinlerde geçen o “kış hüznü, sonbahar mutsuzluğu” ya da “bahar neşesi” psikiyatrik olarak ne derece doğru?

İlkbaharın gelmesiyle doğa uyanır, dünya renklenir. Gündüzler uzar, geceler kısalır. Çevresindeki uyaranların ruh hali üzerine bu kadar etkin olduğu insan için sanırım doğanın uyanışına kayıtsız kalmak düşünülemezdi.

Kış ve sonbahara ise genelde “hüzün” mevsimleri olarak nitelendirilir. Yazın o eğlencesi, canlılığı bitmiş, yapılan tatiller sona ermiştir. Sosyal etkileşimler mevsimsel şartlarla kısıtlanmış olduğundan kimi insanlarda depresyona eğilimler gözlenebilir.  Mevsimsel özellik gösteren depresyon hastalarında kış aylarında uyku ve yeme alışkanlıkarı değişir, hastaların sıkıntıları artar, aşırı yeme aşırı uyuma, kilo alımı, uyuşukluk hali, çökkün ruh hali sinirlilik, huzursuzluk hali gözlenir. Öyle ki Amerikan Psikiyatri Birliği 1984’te mevsimsel duygudurum bozukluğu adı altında, uyku, iştah artışı ve depresif duygudurumla karakterize kış ve sonbahar aylarında görülen bir hastalık tanımladı. Hatta bu hastalığın tedavisinde farklı olarak ışık terapisi önerildi. Bu tedavi hastanın günde 2-4 saat özel bir aygıt karşısında ışığa maruz bırakılmasıyla yapılmaktadır.

İşin biyolojik kısmına bakacak olursak psikiyatrik hastalıklarda beyindeki ileti sistemlerindeki nörotransmitter dediğimiz maddelerde değişimler gözlenir. İlaç tedavilerin hedefi de kabaca bu maddelerin düzenlenmesi üzerinedir. Araştırmacılar ışığın duygudurum üzerine etkileri için daha çok gözün retina tabakasına odaklanmışlardır. Göz, günlük ve yıllık ışık değişikliklerini merkezi sinir sistemine iletir. Gözün retina tabakasındaki değişiklikler sonucu bu iletim ışığın şiddetini veya niteliğini sağlıklı bir şekilde iletemez. Bir diğer odaklanılan nokta da beyin yarım küreleri arasındaki ileti ile ilgilidir. Her iki durum da ışık tedavisi ile normale dönmektedir.

Bilimsel verilerin de gösterdiği üzere güneş ışığının insan ruhu üzerine olumlu bir etkisi vardır. Güneş ışığından görece daha az faydalanan kuzey ülkelerinde depresyon görülme sıklığı ve hatta intihar etme oranı belirgin derecede fazladır.
Bazen bu durum ruh sağlığı alanında sıkıntılı sonuçlara da sebep olabilir. Bipolar duygudurum bozukluğu dediğimiz hastalıkta ve diğer bazı kronik hastalıklarda hastalarda hareketlilik artışı ve çabuk sinirlenme gibi belirtiler başlayabilir. Öyle ki bazı hastalar ilkbahar-yaz döneminde manik döneme, sonbahar-kış döneminde ise depresyona girebilir.

Freud’a göre mutlu olmayı engelleyen acıların temelde 3 kaynağı vardır. Bunlar; doğanın üstün gücü, bedenimizin zayıflığı ve insanların aile, devlet ve toplum içinde birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen ayarlamaların yetersizliğidir. Bu acı kaynaklarından doğa hakkında vereceğimiz yargı bellidir; kararımız bizi bu acı kaynaklarını kabullenmeye ve kaçınılmaz olana boyun eğmeye zorlar. Doğaya asla tam olarak hakim olamayacağız; kendisi de bu doğanın bir parçası olan organizmamız ise her zaman geçici, uyum ve verim kapasitesi sınırlı bir yapı olarak kalacak. Bunu bilmek insanın elini kolunu bağlamaz; tersine , yapacaklarımıza yön verir. Acıların hepsini olmasa da bazılarını ortadan kaldırabilir, bazılarını da hafifletebiliriz; binlerce yıllık deneyim bize bunu göstermiştir.