Kas Hastalıkları

Nöron Psikiyatri-Kas Hastalıkları

Polinöropatiler

Polinöropatiler çevresel sinir sisteminin etkilenmesi sonucu oluşan hastalıklar olup, her yaş grubunda görülebilir.

Polinöropatilerin neden olduğu yakınmalar, kol ve bacaklarda yanma, uyuşma, karıncalanma ve ağrı olabilir. Ayrıca kol ve bacakların uç kısımlarında’da kuvvet kaybı gelişebilir. Polinöropatilerde otonomik sinir sisteminin tutulumuna bağlı olarak terleme bozuklukları, mesane problemleri, kan basıncı ve nabızda değişkenlik, diyare ve cinsel fonksiyon bozuklukları da görülebilir.

Hastalığın belirti ve bulguları altta yatan nedene bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.

Tanı, nörolojik muayene ve elektromiyografi (EMG) ile konur. Tanı konulduktan sonra altta yatan neden araştırılmalıdır, en sık polinöropati yapan durumlar aşağıdaki şekildedir:

1- Diabet (Şeker hastalığı)

2- Kronik böbrek yetmezliği (Üremi)

3- Hipotiroidi

4- Çeşitli vitaminlerin eksikliği (B1, B6, B12 ve E vitamini)

5- Aşırı alkol kullanımı

6- Değişik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar

7- Zehirli (Toksik) maddeler

8- Bazı infeksyon hastalıkları

9- Ailevi polinöropatiler

10- Kanserin uzak etkisine bağlı polinöropatiler

11- Bağ dokusu hastalıkları

Tedavi, altta yatan nedene yönelik olarak planlanmalıdır. Polinöropatilerde ağrı bazen çok rahatsız edici olabilir, biz bu tür ağrıya nöropatik ağrı diyoruz. Nöropatik ağrının ve uyuşma, karıncalanma gibi yakınmaların da tedavisi Nörolog tarafından planlanmalıdır.

Karpal Tünel Sendromu

En sık görülen tuzak nöropatisidir. El bileğindeki sinir sıkışıklığıdır (Median sinirin karpal tuneldeki sıkışıklığıdır). 35-60 yaşlarında ve kadınlarda daha sık görülmektedir. Kadınlarda erkeklerden 4 kat daha fazla görülmektedir. Hangi el daha çok kullanılıyorsa o elde daha sıktır. Çoğunlukla iki el birlikte tutulur. Tüneldeki daralmalar, deformasyonlar bu sıkışıklığa neden olur.

Nedenleri arasında değişik faktörlerin birlikte rolü vardır. El bileğinin sık kullanımı (bilgisayar klavyesi yada daktilo yazmak gibi, titreşim yayan el aletlerini kullananlar gibi), yapısal olarak kanalın darlığı, bilekteki çıkık ve kırık, bu bölgedeki sinir ve kemik tümörleri, şişmanlık, devamlı travmalar, gebelik, çay ve kahve tüketiminin fazlalığı, laktasyon (emzirme), menapoz, diabet, hipotiroidi, büyüme hormonunun yükselmesi, vitamin eksikliği ve romatoid artrit gibi hastalıklar . Antikoagülan (kabaca kan sulandırıcı) ve Oral kontraseptifler (doğum kontroller) haplarının kullanılmasıda nedenler arasındadır. Böbrek yetmezliği nedeni ile dialize giren hastalarda fistülün olduğu el bileğide bu sendrom için daha riskli bir hal almış olur. Karpal Tünel Sendromu, diabetik hastalarda normal populasyona göre üç kat görülmekedir. Bu nedenle diabete özellikle dikkat etmek gerekmektedir.

Klinik incelemede, ağrı ve uyuşma en sık rastlanan yakınmalardır. Hasta özellikle sabahları olan ellerindeki hareket kısıtlılığı, uyuşma ve şişlik hissiden yakınmaktadır. Bu yakınmalar hastalığın ilk dönemlerinde gün içinde azalır. Uykudan ağrı ya da uyuşmuş el ile uyanmak ve ellerinin sallanması ile ağrının ya da uyuşukluğun hafiflemesi tipiktir. İlerlemiş olgularda deride kuruluk ve solukluk; el bileği ve baş parmak etrafında kuvvetsizlik ve kas erimesine rastlanabilir. Yakınmalar mevsimsel özellik gösterebilir yazın azalıp, kışın artabilmektedir.

Ayırıcı tanıda, servikal disk hernisi (boyun fıtığı) mutlaka akılda tutulmalıdır.

Tanı hastalığın öyküsü, muayene ve EMG (Elektromyografi) ilk yapılması gerekenlerdir. EMG’nin tanı değeri oldukça yüksektir. EMG’de bu bölgede sinir iletim hızlarının yavaşladığı görülmekedir. Kan tahlillerinden , özellikle kan şekeri ve tiroid hormonu ayırıcı tanıda bize yardımcı olmaktadır. Böylelikle diabet ve hipotiroidi tanıları ekarte edilmiş olur. Tanıda direk grafiler, tomografi ve magnetik rezonans gibi görüntüleme yöntemleri de kullanılabilse de yaygın değildir.

Kübital Tünel Sendromu

Elimizdeki kasların çalışması ve duyusunun hissedilmesi Median, Ulnar ve Radial sinir olarak isimlendirilen üç adet sinir tarafından sağlanır. Koltuk altından gelen Ulnar sinir, dirsek seviyesinde iç yan kısımda tünel benzeri bir yapı içerisinden geçerek ön kol bölgesine girer. Ulnar sinirin cilt altında bulunan bu tünelde sıkışması ‘Kubital Tünel Sendromu’ olarak adlandırılır. Sinir tünelden geçtikten sonra elin yüzük parmağı ve küçük parmağında sonlanır. Kübital tünel sendromu dirsek çevresindeki eski kırıklar, tünel içinde yer kaplayan kitleler, romatoid artrit gibi bağ dokusu hastalıkları sonucu gelişebilse de hastaların büyük çoğunluğunda belirgin bir neden saptanamaz. Kübital tünel sendromunun en sık rastlanılan belirtileri ulnar sinirin elde yayılımına uyan bölge olan küçük parmak ile yüzük parmağının yarısında uyuşma, ağrı ve duyu kaybıdır. İleri dönemlerde parmakları birbirine yaklaştırmada güçlük çekildiği, eli düz tutmaya çalışırken 4. ve 5. parmakların geri doğru kıvrıldığı görülür.

Kubital Tünel Sendromu’nun tanısı hastaların klinik muayenesi ile konulur. Tanıyı doğrulayan standart inceleme yöntemi, EMG olarak adlandırılan elektrodiagnostik incelemelerdir. Bu incelemeler ile sinirlerin elektrik iletme gücü ölçülür, böylelikle sinirde bir sıkışma olup olmadığı ve varsa tam hangi seviyede sıkışma olduğu saptanır.

Şikayetlerin yeni oluştuğu hastalarda, siniri sıkıştıracak hareketlerden kaçınılması, dirseği dayayarak oturma alışkanlığından vazgeçilmesi ve geceleri dirseği düz bir pozisyona alacak atellerin kullanımı fayda sağlayabilir.

Kübital tünel sendromunun kesin tedavisi, cerrahi olarak ulnar sinirin gevşetilmesi ve sıkışmaya neden olan dokuların serbestleştirilmesidir. Ameliyat sırasında, dirsek hareketleri ile birlikte sinirin gerilmesini önlemek amacıyla sinir dirseğin ön tarafına nakledilir. Ameliyat çoğunlukla sadece kolun uyuşturulması ile yapılır ve hastalar aynı gün hastaneden taburcu olabilir.