Serebrovasküler Hastalık (Beyin Damar Hastalıkları)

Nöron Psikiyatri-Serebrovasküler HastalıkTANIM: Serebrovasküler hastalıklar beyni besleyen damarların tıkanması veya kanaması ile ortaya çıkan, hasar gören beyin bölgesi ile ilgili belirtiler veren bir hastalık grubudur.

SIKLIK: Serebrovasküler hastalıklar ölüm nedeni olarak dünyada 3. sırayı alırken, sakatlık oluşturma yönünden birinci sırada yer almaktadır. Serebrovasküler hastalık sıklığı toplumlar ve cinsiyetler arasında farklılık göstermektedir. Bu farklılıkta genetik faktörler kadar, yaşan tarzı farklılıkları da rol oynamaktadır.

RİSK FAKTÖRLERİ VE KORUNMA, Risk faktörleri temel olarak, değiştirilemeyen ve değiştirilebilir risk faktörleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Değiştirilebilir risk faktörlerini tanımak ve bunlarla mücadele etmek hastalığı önlemede çok önemlidir.

Değiştirilemez Risk Faktörleri

Yaş İleri yaşlarda serebrovasküler hastalıklar daha sık ortaya çıkar ve daha ciddi seyreder.

Cinsiyet Erkeklerde daha sık görülür.

Genetik Faktörler Bazı toplumlarda serebrovasküler hastalık daha sıktır.

Değiştirilebilir Risk Faktörleri

Hipertansiyon: Kontrol altına alınmamış hipertansiyon serebral damarlarda harabiyet, plak oluşumu ve daralmalara neden olabilir. Yüksek kan basıncı damarların yırtılmasına neden olarak beyin içine kanamalara da neden olabilir. Düzenli antihipertansif tedavi ve diyet ile serebrovasküler olay sıklığını önemli ölçüde azaltmak mümkündür.

Hiperlipidemi: Kan yağlarının yüksekliği (kolesterol ve trigliseridler) serebrovasküler hastalık için iyi bilinen bir risk faktörüdür. Diyet, egzersiz ve bazı durumlarda ilaçlarla bu durumun giderilmesi gereklidir.

Diabetes Mellitus: Kan şekerinin kontrolsüz olarak yüksek syretmesi damar yapılarında ve kan pıhtılaşma fonksiyonlarında bozulmalara neden olarak serebrovasküler olaya neden olabilmektedir. İyi bir diabet kontrolü çok önemlidir.

Aterosklerotik Damar Hastalıkları: Hipertansif ve hiperlipidemik kişilerde sıklıkla rastlanan bu durum damarda oluşan plağın daha ilerdeki damarlara giderek tıkaması vaya bulunduğu yerde darlık- tıkanma oluşturarak beynin ilgili bölgesine kanlanmanın azalması veya durmasına neden olmaktadır.

Obezite (Şişmanlık): Yukarda sözedilen diğer risk faktörlerine neden olarak serebrovasküler hastalık oluşmasına neden olabilmektedir.

Sedanter Yaşam: Yeterli hareket ve egzersiz yokluğunun serebrovasküler hastalıklara neden olsuğu bilinmektedir.

Sigara: Serebrovasküler risk faktörleri arasında en yaygın nedenlerdendir.

Alkol: Sık ve aşırı miktarlarda alınan alkol kalp ritm bozukluklarına ve damar duvarı hasarına neden olabilmektedir.

Kalp Hastalıkları: Kalp kapak hastalıkları, ritm bozuklukları, yetmezlikler pıhtı oluşumu ve emboli ile serebrovasküler hastalığa neden olabilmektedir.

Bazı Metabolik Bozukluklar: Troid hastalıkları ve homosisteinemi gibi bazı durumlar da strok için risk oluşturmaktadır.

BELİRTİLER: Serebrovasküler hastalık belirtileri beynin etkilenen bölgesine göre değişiklik göstermektedir. Bu belirtilerden önce uyarıcı belirtiler olabilir. Bunlar birkaç saat süren gelip geçici baş dönmeleri, görme kayıpları, konuşma bozuklukları, hafıza problemleri, vücudun bir yarısında oluşan uyuşma, karıncalanma, kuvvet kaybı durumları beyin kan akımında geçici azalmalar nedeniyle oluşabilir. Bu durumda yapılan incelemelerde serebrovasküler sistemde hastalık düşünülürse hasta ikinci bir atağı önlemek için koruyucu tedaviye alınabilir.

Hastalık belirtileri aynen gelip geçici belirtilerde olduğu gibi bilinç bozuklukları (hastanın sorulanlara cevap verememesi, etrafındakileri tanıyamaması, bulunduğu yeri bilememesi, uykuya eğilim göstermesi gibi.), konuşma bozuklukları (sorulanlara cevap verememesi veya sorulanları anlayamaması), görme kayıpları (özellikle bir tarafı görememe şeklinde) vücudun bir tarafında duyu kaybı veya güç kaybı, denge kaybı şeklinde ortaya çıkabilir ve birkaç saatte duraklayabildiği gibi ilerleme de gösterebilir. Bu belirtilere zaman zaman bulantı kusma, başağrısı, ajitasyon eşlik edebilir.

Bu belirtileri fark eden hasta ya da hasta yakını hiç gecikmeden en kısa zamanda hastaneye başvurmalıdır.

SEREBROVASKÜLER HASTALIK TANISI

Hastalık belirtileri ile başvuran bir hastada serebrovasküler hastalık tanısını koymakta hasta ve hasta yakınlarının vereceği bilgi çok değerlidir. Bu nedenle hastanın yanında olayın gelişimini en iyi bilen kişilerin olması tanının daha çabuk konmasına yardım eder.

Hastanın muayenesini takiben yapılacak görüntüleme tetkikleri gereklilik sırasına göre düzenlenir. Kranial tomografi en sık kullanılan ve tanıya oldukça yardımcı bir inceleme metodur. Bazı hastalarda duruma göre kranial MRI ve anjiografi de gerekebilir. Hastalığın nedenini bulmaya yönelik kan tahlilleri ve kardiak tetkikler de başvuru sırasında tamamlanır.

TEDAVİ: Hastalığın etkin tedavisi kalp krizi tedavisinde olduğu gibi en hızlı şekilde başlamalıdır. İlk üç veya altı saatte getirilen hastalarda uygulanabilen damar tıkanıklığını açmaya yönelik pıhtı eritici yöntemler tedavide oldukça yüz güldürücü sonuçlar verebilmektedir. Daha geç ulaşan hastalarda ise yine damarda tıkanıklığı önlemeye yönelik tedaviler (heparin ve türevleri, coumadin, antiagregan tedaviler), beyinde ödem varsa bu durumu gidermeye yönelik tedaviler uygulanmaktadır. Kanama durumlarında yaklaşım farklılık göstermekte nadiren cerrahi tedaviler de uygulanmaktadır. Ayrıca bu duruma neden olan kardiak, hematolojik diğer sistemik problemlerin de giderilmesi gerekir. Daha sonraki aşamada ise hastaların kaybettikleri fonksiyonlarını tekrar kazanmalarına yönelik rehabilitasyon girişimleri uygulanmaktadır.

Multipl Skleroz (MS)

Multipl Skleroz (MS) Nedir?

Multipl Skleroz (MS) merkezi sinir sistemine ait bir hastalıktır. Merkezi sinir sistemini beyin ve omurilik oluşturmaktadır. Merkezi sinir sisteminde sinir liflerini çevreleyen, koruyan ve görevlerini yerine getirmelerini sağlayan miyelin isimli yağlı bir doku vardır. MS’te, beyin ve omurilikten gelen elektriksel mesajları organlara ileten sinirlerin miyelin kılıflarındaki iltihaplanmalar ve daha sonra bu iltihaplanan kısımlarda oluşan sertleşmeler nedeniyle mesajların organlara iletilmesinde bozukluk ve bunun sonucunda da hastalığa ait belirtiler ortaya çıkmaktadır. Hasar gören bu bölgeler plaklar veya lezyonlar olarak adlandırılmaktadır.

Hastalığın Nedenleri Nelerdir?

Mevcut yapılmış olan araştırmalarda hastalığa neden olabilecek çok çeşitli nedenler (genetik yatkınlık, daha önce geçirilmiş virütik enfeksiyonlar, çevreden kaynaklanan bazı zehirli maddeler, beslenme alışkanlıkları, coğrafi etmenler, vücudun savunma sistemindeki bozukluklar) sorgulanmşsa da hiç biri kesin neden olarak gösterilememiştir. Yani genetik olarak yatkın kişilerde, MS ile ilgili kesin olarak bilinmeyen bir tetikleyici mekanizmanın devreye girip, vücudun bağışıklık sistemini olumsuz yönde harekete geçirerek, sinirlerin miyelin tabakasına saldırmaya ve onu tahrip etmeye yönlendirdiği söylenebilir.

En Çok Hangi Yaşlarda Ortaya Çıkar?

Hastaların yaklaşık 2/3’ünde ilk belirtiler, 20-40 yaşlar arasında ortaya çıkar ancak 10 yaş gibi erken başlangıçlı hastalar ve 40 yaşından sonra başlayan vakalar da vardır. Kadınlarda erkeklere oranla 3/2 kat daha sık rastlanmaktadır.

MS Kalıtsal Mıdır?

MS kalıtsal bir hastalık değildir. Bununla birlikte, genel olarak ailelerde genetik ortak faktörler kuşaktan kuşağa taşındığından ailelerinde MS bulunan kişilerin MS’e yakalanma eğilimi az da olsa vardır. Bunlara ek olarak MS’te bulaşıcılık da söz konusu değildir.

MS Kimlerde Görülür?

Hastalık genellikle gençlerde, kadınlarda, sosyo-ekonomik düzeyi yüksek toplumlarda, kentlerde yaşayan eğitim düzeyi yüksek kişilerde görülen bir hastalıktır.

Belirtileri Nelerdir?

Belirtiler merkezi sinir sisteminin etkilenen bölgesine göre değişkenlik gösterir. Herkes aynı şekilde etkilenmez. Belirtiler sadece kişiden kişiye değişiklik göstermekle kalmayıp, aynı kişide zaman içinde de değişiklik gösterebilir. Bu belirtiler ciddiyet ve süre açısından da çeşitlilik gösterebilir. Belirtiler genellikle, halsizlik, karıncalanma, hissizlik veya duyu zayıflaması, koordinasyon zayıflığı, yorgunluk, denge problemleri, görme bozuklukları, istemsiz hızlı göz hareketi (nistagmus), titremeler, kas sertleşmesi (spastisite), konuşma bozukluğu, bağırsak veya mesane problemleri, yalpalayarak yürüme (ataksi), cinsel işlev sorunları, ısıya hassasiyet ve kısa süreli bellek sorunları, hüküm veya muhakeme problemleri (kognitif problemler) şeklinde olmaktadır.

Seyir olarak hastalığın dört tipi vardır:

1- İyi Huylu MS ( Benign ): Bu tipte hafif ataklar vardır ve atakları tam düzelme takip eder. Zamanla biriken bir kötüleşme olmaz ve kalıcı bir hasar bırakmaz. Ancak hastalığın başlangıcından 10-15 yıl sonra , bazı olgularda küçük sekeller bırakabilirler. MS’li hastaların %10-15’i bu gruba dahildir.

2- Tekrarlayan ve Düzelen Tip (Relapsing-Remitting): MS’lilerin yaklaşık %25’i bu gruba girer. Erken dönemde genellikle benign tipe benzer ve tekrarlayan ataklar sonrası bazı sekeller kalabilir.

3- İkincil İlerleyen Tip: Başlangıcı “Tekrarlayan ve Düzelen” tip gibidir.Relapsing-Remitting MS’lilerin % 40-50’si ikincil ilerleyen tipe dönüşür. Tekrarlayan ataklar sonrası düzelme daha zorlaşabilir, hatta durabilir. Böylece sekeller artabilir. Bu grup genellikle hastalığın başlangıcının 15-20 yılı içinde ortaya çıkar.

4- Birincil İlerleyen Tip: Ataklarla birlikte ya da ataksız seyir gösterebilir. Hastalığın başlangıcından itibaren giderek artan fonksiyonel kayıplar, ataklarla daha da şiddetlenebilir ve kalıcı fonksiyonel bozukluklar artar. MS’lilerin % 10-15’i bu gruba girer.

Tanısı Nasıl Konmaktadır?

Ayrıntılı bir nörolojik muayene, beyin ve omurilikle ilgili kesin ve oldukça detaylı görüntüler veren bir görüntüleme biçimi olan MRI (manyetik rezonans görüntüleme), “Uyarılmış potansiyeller” adı verilen ve merkezi sinir sisteminin belli bir uyarıya verdiği yanıtı ölçen çalışmalar ve beyin omurilik sıvısı bileşimini kapsayan incelemelerle tanı konmaktadır.

Tedavisi Nedir?

Bilinen bir tedavi mevcut değil. Ancak atakların sıklığını veya ciddiyetini azaltan ve özürlülük artışını yavaşlatan yeni tedaviler verilmektedir. Multipl Skleroz’un ilaçla tedavisinin iki ana hedefi vardır. Birinci hedef, sinir dokusu içerisinde çoğu zaman hiç durmaksızın süren, myelin ve akson ( sinir teli ) yıkımına neden olan ve zaman zaman alevlenen iltihabi süreci kontrol altına almaktır. Bu hedefe yönelik ilaçlar içerisinde yer alan steroidler, akut atakların şiddetini ve süresini azaltmak için kullanılır. Steroide yanıt vermeyen ağır atağı olan hastalarda plazmaferez adı verilen, kandaki, bir anlamda iltihaba yol açan maddeleri ayıran bir yöntemin yararlı olduğuna ilişkin bilgi ve gözlemler vardır.

Sık atak geçiren ve kalıcı özürlülük eğilimi gösteren hastalarda sinir dokusu içerisindeki iltihabi süreci etkilemek ve sürekli kontrol altında tutmak için ilaç kullanmak gerekir. Uzun süreli tedavi gerektiren yukarıda belirtilen durumlarda sorumlu hekimin, kişiye göre yapacağı değerlendirmeyle azathiopirin ve benzeri özgül olmayan bağışıklık sistemi baskılayıcıları ya da son yıllarda geliştirilen interferon beta türleri ya da glatiramer asetat gibi bağışıklık sistemini düzenleyici ilaçlar seçilebilir. Kaslardaki sertleşmeler bazı ilaçlarla azaltılabilir. Spastisite ve yorgunluk fizik tedavi rehabilitasyon tedavisi ile de tedavi edilir. Mesane problemleri bazen çeşitli ilaçlarla iyileşme gösterebilmektedir. Kendi kendine kateter takma gibi teknikler kolayca öğrenilebilir. İdrar yolları enfeksiyonlarının hemen tedavi edilmesi ve yeterli sıvı alımı başka mesane komplikasyonlarını önlemeye yardımcı olabilir. Bağırsak problemleri hacimi artırmaya yönelik diyet, fitiller ve ilaçlarla tedavi edilebilirler. Yakıcı, ağrılı veya sıra dışı duyular ilaçlarla tedavi edilebilirler.